Boş veya eksik düzenlenmiş bir bono imzalamak, senedi kendiliğinden geçersiz hale getirmez. Bu tür senetler, uygulamada açık bono olarak adlandırılır. Açık bononun sonradan doldurulması mümkündür; ancak senedin, taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı biçimde doldurulması halinde borçlunun başvurabileceği hukuki yollar ve ispat yükü önem kazanır.
Türk Ticaret Kanunu m. 680 hükmü, tamamen doldurulmadan tedavüle çıkarılan poliçenin anlaşmaya aykırı doldurulması halini düzenler. Bonolar bakımından da bu hüküm, Türk Ticaret Kanunu m. 778 uyarınca uygulanır. TTK m. 680 hükmü şöyledir: Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun.
Bu nedenle senedin hangi amaçla ve hangi şartlarla imzalandığını gösteren yazılı belgeler büyük önem taşır. Sözleşme, teslim tutanağı, mesajlaşma kayıtları, e-posta yazışmaları, makbuzlar ve senedin belirli bir bedel veya tarih için verildiğini gösteren diğer belgeler korunmalıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/18289, K. 2017/409, T. 17.01.2017 kararında şu ifadeye yer vermiştir: Borçlunun bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını bir belge ile kanıtlaması gerekir.
İcra ödeme emri tebliğ edilirse süreler kaçırılmamalıdır. Kambiyo senedine dayalı haciz yoluyla takipte ödeme emrinin tebliğinden itibaren borca itiraz ve varsa imzaya itiraz kural olarak beş gün içinde icra mahkemesine yapılmalıdır. Borcun ödenmesi için öngörülen süre ise on gündür. Bu süreler, İcra ve İflas Kanunu m. 168 kapsamında düzenlenmiştir.
İmza kişiye ait değilse imzaya itiraz açıkça ileri sürülmelidir. İmza kişiye ait olmakla birlikte senet anlaşmaya aykırı doldurulmuşsa, savunma imza inkarına değil; borca itiraza ve senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasına dayanmalıdır. Bu ayrım, başvurunun hukuki niteliği ve kullanılacak deliller bakımından önemlidir.
Borçlu olunmadığının tespiti amacıyla, takipten önce veya takip sırasında İcra ve İflas Kanunu m. 72 uyarınca menfi tespit davası açılabilir. Takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davası, icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Ancak şartların oluşması ve gerekli teminatın gösterilmesi halinde icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir talep edilebilir. Borç ödenmişse ve diğer koşullar mevcutsa, ödenen paranın geri alınması için istirdat davası gündeme gelebilir.
Pratik olarak ödeme emri ile senet örneği aynı gün incelenmeli, senedin hangi koşullarda imzalandığını gösteren tüm deliller korunmalı ve beş günlük itiraz süresi geçirilmeden icra mahkemesi başvurusu ile menfi tespit davası arasındaki strateji belirlenmelidir. Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayda senet, ödeme emri ve mevcut deliller birlikte incelenmeden kesin hukuki değerlendirme yapılamaz.