Velayet, boşanma davasında anneye veya babaya otomatik olarak verilmez. Mahkeme, çocuğun üstün yararını esas alarak velayetin hangi ebeveyne bırakılacağını belirler. Boşanma halinde velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa ait olur (TMK m. 182 ve 336 ).

Karar verilirken çocuğun yaşı, fiilen kim tarafından ve hangi koşullarda bakıldığı, eğitim ve sağlık ihtiyaçları, mevcut yaşam düzeni ile anne ve babanın kişisel ve sosyal koşulları birlikte değerlendirilir. Velayet kararında yalnızca ebeveynin kadın veya erkek olması belirleyici değildir; somut olayda çocuğun güvenli, sağlıklı ve istikrarlı gelişimini en iyi sağlayacak koşullar dikkate alınır. Ergin olmayan çocuk kural olarak anne ve babasının velayeti altındadır (TMK m. 335 ).

Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması da kararda düzenlenir. Bu düzenlemede çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararı esas alınır. Ayrıca velayet kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılma yükümlülüğü devam eder. Türk Medeni Kanunu m. 182 bu hususu şu şekilde düzenlemektedir:

Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Sonuç olarak, velayetin anneye veya babaya verilmesinde kesin ve genel bir öncelik bulunmamaktadır. Her dosyada çocuğun üstün yararı, somut yaşam koşulları ve ebeveynlerin çocuğun gelişimine katkı sağlayabilme durumları birlikte değerlendirilir.