Hukuki sebep ve amaç sınırı
Kamera kaydı için öncelikle Kanun’un 5. maddesinde öngörülen işleme şartlarından uygun olan hukuki sebep belirlenmelidir. Her durumda çalışanlardan açık rıza alınması zorunlu değildir; ancak açık rıza dışındaki hukuki sebeplerden birinin somut olayda gerçekten mevcut olması gerekir. Güvenlik, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması veya suçların önlenmesine yardımcı olunması gibi belirli ve meşru amaçlar kamera kaydını haklılaştırabilir.
Kişisel verilerin işlenmesinde uyulması gereken temel ilkeler Kanun’un 4. maddesinde düzenlenmiştir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 4 hükmünde şu ifadelere yer verilmiştir:
Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur: a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme.
Buna karşılık genel kontrol, çalışanları disipline etme veya sürekli performans takibi gibi soyut amaçlarla işletmenin tüm alanlarının izlenmesi ölçülülük ilkesiyle bağdaşmaz. Kamera, belirlenen güvenlik amacına hizmet edecek şekilde konumlandırılmalı; çalışanların iş yapış biçimini veya özel iletişimlerini sürekli olarak izlememelidir.
Ölçülülük, mahremiyet ve özel alanlar
Kameranın konumu, görüş açısı, yakınlaştırma özelliği, kayıt yoğunluğu ve izleme sürekliliği birlikte değerlendirilmelidir. Giriş-çıkışlar, kasa, depo ve güvenlik riski bulunan ortak alanlar bakımından kamera kullanımı somut koşullara göre hukuka uygun olabilir. Buna karşılık tuvalet, soyunma odası, mescit ve dinlenme alanları gibi özel alanlara kamera yerleştirilmemelidir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu da bu hususu açıkça belirtmiştir. Kişisel Verileri Koruma Kurumunun “İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemi Kullanımında Dikkat Edilecek Hususlara Dair Kamuoyu Duyurusu” açıklamasında şöyle denilmektedir:
Ancak tuvalet, soyunma odası, mescit, dinlenme alanı gibi özel alanlara kamera sistemi yerleştirilmemelidir.
Danıştay 10. Daire, çalışanların doğrudan çalışma alanlarını izleyen ve sınırları ile güvence mekanizmaları belirlenmeyen kamera sistemini özel hayatın gizliliği ve ölçülülük ilkeleri bakımından hukuka aykırı bulmuştur. Danıştay 10. Daire, E. 2019/10118, K. 2021/43, T. 11.01.2021 kararında şu değerlendirmeyi yapmıştır:
Tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu işlem incelendiğinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da dikkate alındığında hakların korunması başka şekilde sağlanamıyorsa kamera sistemlerinin çalışanların çalışma alanlarını görecek şekilde kurulmasının mümkün olduğu ancak bunun bir son çare olarak değerlendirildiği ve bu düzenlemenin içeriğini ayrıntılı olarak ortaya koyan özel bir düzenleyici işlem olması gerektiği, kamera sistemlerinin çalışma alanlarını çekmesinin özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği, sınırlı bir izleme sağlayacak şekilde güvenlik amacıyla giriş ve çıkışları izlemek üzere veya vatandaşlara da açık olan ortak alanlar ve iş sahiplerinin de giriş çıkışına açık, yoğun bir alış veriş trafiği olan alanlarda kurulabileceği ancak bu kameraların da çalışanların iş yapış şekillerini denetlemek veya sürekli olarak belli kişileri çekecek şekilde kurulmaması gerektiği, güvenlik amacıyla kurulmuş olmaları gerektiği ve bu nedenle amaca hizmet eder şekilde konumlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Aydınlatma, ses kaydı ve veri güvenliği
İşletme, çalışanları ve kamera alanına giren diğer kişileri Kanun’un 10. maddesi uyarınca aydınlatmalıdır. Aydınlatmada veri sorumlusunun kimliği, kayıtların işlenme amacı, aktarılabileceği kişiler, veri toplama yöntemi ve hukuki sebep ile ilgili kişilerin hakları açıklanmalıdır. Kamera bulunduğunu belirten işaretler yararlı olmakla birlikte, gerekli bilgilerin aydınlatma metniyle erişilebilir şekilde sunulması gerekir.
Ses kaydı, görüntü kaydına göre daha yoğun bir müdahale oluşturur. Kişisel Verileri Koruma Kurulu, “Ses kayıt özelliği bulunan güvenlik kamerası kullanılması” ile ilgili Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 12/03/2020 tarihli ve 2020/212 sayılı Karar Özeti kapsamında şu tespitte bulunmuştur:
Bu anlamda, gözetim sistemlerinde görüntü kaydı ile birlikte ses kayıt sisteminin de kullanılmasının sadece görüntü kaydına göre çok daha müdahaleci olacağı açıktır.
Bu nedenle görüntü kaydıyla ulaşılabilen bir amaç için ses kaydı alınması, ayrıca zorunluluk ortaya konulmadıkça ölçüsüz kabul edilebilir.
Kamera kayıtlarına yalnızca yetkili kişiler erişebilmeli; erişim yetkileri belirlenmeli, kayıtların izinsiz paylaşılması önlenmeli ve gerekli teknik ve idari tedbirler alınmalıdır. Kayıtlar, amaç için gerekli olan süreden daha uzun tutulmamalı; mümkünse otomatik imha sistemi kurulmalıdır. Bir olay veya hukuki süreç bulunması halinde ise yalnızca ilgili kayıtların, süreç için gerekli süre boyunca muhafaza edilmesi gerekir.
İşletmeler için kısa uygulama özeti
Hukuka uygun bir kamera sistemi için işletme öncelikle amacı belirlemeli ve uygun hukuki sebebi tespit etmelidir. Çalışanlar ve diğer ilgili kişiler aydınlatılmalı; kamera açısı güvenlik amacıyla sınırlanmalı; özel alanlar görüntülenmemeli; ses kayıt özelliği kapatılmalı; erişim yalnızca yetkili kişilerle sınırlandırılmalı ve saklama süresi mümkün olan en kısa süreyle belirlenmelidir. Bu adımlar, kamera uygulamasının güvenlik tedbiri olma niteliğini koruyarak kişisel verilerin korunması hakkına ölçüsüz müdahaleyi önler.