Kural olarak şirket borcu, şirket müdürünün şahsi borcu değildir. Bu nedenle şirket alacaklısı, yalnızca şirket müdürü olduğu gerekçesiyle müdürün kişisel malvarlığına doğrudan haciz koyamaz.

Limited şirket ortaklarının şirket borçlarından sorumlu olmadığı, yalnızca taahhüt ettikleri sermaye paylarını ödeme ve şirket sözleşmesindeki ek yükümlülükleri yerine getirme borcu bulunduğu Türk Ticaret Kanunu m. 573/2 hükmünde düzenlenmiştir. Müdürün sorumluluğu ise şirket borcunun varlığından değil, kanundan veya şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin kusurla ihlal edilmesi ve bu ihlal nedeniyle zarar doğması halinde gündeme gelir. Bu sorumluluk rejimi, limited şirketler bakımından Türk Ticaret Kanunu m. 644/1-a aracılığıyla uygulanan m. 553’te düzenlenmiştir. Anılan hükme göre; Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…)[75] hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. (Türk Ticaret Kanunu m. 553 )

Özel hukuk borçları bakımından, müdürün şahsi kusuru, haksız fiili veya şirkete ait borçtan bağımsız kişisel borç ilişkisi somut biçimde ortaya konulmadıkça müdürün malvarlığına haciz uygulanamaz. Şirket alacaklısının müdüre karşı ayrıca sorumluluk veya tazminat talebinde bulunması, bunun sonucunda da müdür hakkında ayrı bir takip yürütülmesi gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/4661, K. 2020/2944, T. 2020-06-17 kararında da yöneticinin şahsi sorumluluğunun ayrıca ispatlanması gerektiği yönündeki değerlendirmeyi benimsemiştir.

Kamu borçlarında ise istisnai bir sorumluluk söz konusudur. Vergi Usul Kanunu m. 10 uyarınca kanuni temsilcinin vergiye ilişkin ödevleri yerine getirmemesi nedeniyle şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen vergi ve bağlı alacaklar, kanuni temsilcinin malvarlığından alınabilir. Ayrıca müdür aynı zamanda limited şirket ortağıysa, şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları bakımından Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 35 kapsamındaki ortak sorumluluğu da gündeme gelebilir. Bu sorumluluk, müdür sıfatından değil, ilgili kanuni şartların gerçekleşmesinden kaynaklanır.

Bununla birlikte, şirket hakkında alınan haciz veya ihtiyati haciz kararı kendiliğinden müdürün malvarlığına uygulanamaz. Danıştay 7. Daire, E. 2023/1046, K. 2025/1341, T. 2025-03-24 kararında şu ifadeye yer verilmiştir: Bu bakımdan, kamu alacağının tüzel kişinin mal varlığından tahsilinin olanaksızlaşması halinde her bir ortak için ihtiyati haciz kararı alınması suretiyle ortakların takibi hukuken mümkün olabileceği gibi kamu borçlusunun kanuni temsilcisi hakkında da ihtiyati haciz kararı alınabilmesi mümkün olmakla birlikte asıl kamu borçlusu şirket adına alınan ihtiyati haciz kararının ortaklar veya kanuni temsilci için uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle müdür hakkında sorumluluk koşulları oluşmalı ve usulüne uygun şekilde ayrıca takip veya haciz işlemi yapılmalıdır.

Sonuç olarak, şirket müdürünün şahsi malvarlığına haciz konulabilmesi için üç husus ayrı ayrı incelenmelidir: Borcun şirket borcu mu yoksa müdürün şahsi borcu mu olduğu, müdür bakımından kişisel sorumluluk koşullarının oluşup oluşmadığı ve haciz işleminde doğru borçlu ile geçerli takip dayanağının gösterilip gösterilmediği. Bu koşullar bulunmuyorsa şirket borcu nedeniyle müdürün kişisel malvarlığına doğrudan haciz uygulanamaz.