Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma

Fazla çalışma, haftalık 45 saati aşan çalışmadır. Denkleştirme uygulanan işyerlerinde bazı haftalarda 45 saatin aşılması, haftalık ortalama çalışma süresi normal süreyi geçmiyorsa fazla çalışma sayılmaz. İş sözleşmesinde haftalık çalışma süresi 45 saatin altında belirlenmişse, sözleşmedeki normal süreyi aşan ancak 45 saate kadar olan çalışmalar “fazla sürelerle çalışma” olarak nitelendirilir (4857 sayılı İş Kanunu m. 41 ve m. 63, ).

Hesaplama yöntemi

Hesaplamada öncelikle fazla çalışmanın yapıldığı döneme ait gerçek ücret belirlenir ve bu ücret üzerinden normal saatlik ücret bulunur. Her bir fazla çalışma saati için normal saatlik ücretin yüzde 50 artırılmış tutarı ödenir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 41 hükmü şöyledir:

Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.

İşçiye aynı dönem için normal çalışma ücreti ödenmişse, hesaplanan fazla mesai alacağının tamamı değil, zam farkı olan yüzde 50’lik kısım talep edilebilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/3046, K. 2016/12889, T. 2016-05-31 kararında bu hesaplama ilkesini şu şekilde ortaya koymuştur:

4857 sayılı İş Kanununun 41 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, fazla çalışma saat ücreti, normal çalışma saat ücretinin yüzde elli fazlasıdır. İşçiye fazla çalışma yaptığı saatler için normal çalışma ücreti ödenmişse, sadece kalan yüzde elli kısmı ödenir. Kanunda öngörülen yüzde elli fazlasıyla ödeme kuralı nispi emredici niteliktedir.

Bordrolarda gösterilen ve ödenen fazla çalışma tahakkukları, hesaplanan alacaktan mahsup edilir. Kanundaki yıllık 270 saatlik üst sınır, fazla çalışmanın bu sınır aşıldığında hiç ispatlanamayacağı anlamına gelmez; işveren bakımından öngörülmüş yasal bir çalışma sınırıdır. Gerçek çalışma süresi somut delillerle ortaya konulduğunda, hesaplama fiilen yapılan çalışma esas alınarak yapılır.

Fazla çalışmanın ispatı

Fazla çalışma yaptığını ileri süren işçi, kural olarak bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda işyerine giriş-çıkış kayıtları, puantajlar, elektronik geçiş ve kart kayıtları, vardiya çizelgeleri, işyeri iç yazışmaları ve bordrolar birlikte değerlendirilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/27129, K. 2017/21882, T. 20.12.2017 kararında, Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. tespitinde bulunmuştur.

Yazılı kayıtların bulunmadığı veya çalışma düzenini tam olarak göstermediği dönemlerde tanık beyanlarından yararlanılabilir. Ancak tanık anlatımlarının işçinin görevine, işyerindeki çalışma düzenine ve ilgili döneme özgü koşullara uygun olması gerekir. İmzalı ve ihtirazi kayıtsız bordroda fazla çalışma tahakkuku bulunuyorsa, bu ödemenin yapıldığı kural olarak kabul edilir. İmzalı bordronun sahteliği veya bordroda gösterilen ödemenin gerçekte yapılmadığı ortaya konulmadıkça, aynı dönem için yeniden alacak hesabı yapılamaz. İmzasız bordrolar bakımından ise banka kayıtları ve diğer ödeme belgeleriyle tahakkukun gerçekten ödenip ödenmediği araştırılmalıdır.

İşverenin elinde bulunduğu anlaşılan kayıtları sunmaması halinde mahkeme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 220 çerçevesinde belge ibrazı konusunda işlem yapabilir. Anılan hükme göre, ibrazı zorunlu belgenin karşı tarafta bulunduğu belirlenirse mahkeme kesin süre verir; belge sunulmaz ve kabul edilebilir mazeret bildirilmezse, durumun gereğine göre belgenin içeriği hakkında diğer tarafın beyanı kabul edilebilir.

Sonuç

Fazla mesai hesabında ücretin ait olduğu dönem, haftalık çalışma süresi, ara dinlenmeleri, bordro tahakkukları ve yapılan ödemeler ayrı ayrı belirlenmelidir. İspat bakımından tek bir delile bağlı kalınmamalı; işyeri kayıtları, bordrolar, banka hareketleri ve tanık beyanları dönemsel olarak birlikte değerlendirilmelidir. Sağlıklı sonuç, çalışma düzenini ve ödeme durumunu aynı anda ortaya koyan delil bütünlüğü üzerinden elde edilir.