Haklı nedenle fesih
İşçinin ücretinin ödenmemesi, çalışma koşullarının uygulanmaması, işyerinde sağlık açısından tehlike bulunması, işverenin işçiye yönelik ağır ve onur kırıcı davranışları veya cinsel tacize karşı gerekli önlemlerin alınmaması gibi durumlar haklı neden oluşturabilir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 24 uyarınca işçi, bu tür hallerde bildirim süresini beklemeden iş sözleşmesini feshedebilir. Kanun hükmünde ücretin ödenmemesine ilişkin olarak şu düzenlemeye yer verilmiştir:
e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,
Haklı nedenle fesih iddiasının, fesih bildirimi sırasında açıkça belirtilmesi ve ücret bordroları, banka kayıtları, yazışmalar, sağlık raporları veya diğer belgelerle desteklenmesi önem taşır. Haklı nedenle fesih geçerli kabul edilirse işçi kıdem tazminatı alabilir; ancak ihbar tazminatı alamaz.
Kanunda düzenlenen özel durumlar
1475 sayılı İş Kanunu m. 14, işçinin kendi isteğiyle ayrıldığı bazı özel hallerde kıdem tazminatı ödenmesini kabul etmektedir. Bu kapsamda emeklilik için gerekli koşulların tamamlanması, muvazzaf askerlik hizmeti nedeniyle ayrılma ve kadın işçinin evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde işten ayrılması başlıca örneklerdir. İlgili düzenlemede şu hüküm yer almaktadır:
Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 - 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
Emeklilik koşulları tamamlandığı için işten ayrılan işçinin daha sonra başka bir işte çalışmaya başlaması da tek başına kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/34249, K. 2020/18896, T. 16.12.2020 kararında şu sonuca varmıştır:
Emeklilik hakkının bu şekilde kullanılması halinde davacının Medeni Kanun'un 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı davrandığı kabul edilemez. Kanun ile tanınmış emeklilik sebebi ile fesih hakkının kullanması ile birlikte kıdem tazminatına hak kazanılacağının kabulü gerekir. İşçinin hangi amaçla bu hakkı kullandığı, kıdem tazminatına hak kazanması açısından önem arz etmemektedir.
Sonuç
İşçinin sıradan bir istifası kıdem tazminatı hakkı doğurmaz. Buna karşılık istifa, haklı bir nedene veya kanunda düzenlenen özel bir fesih haline dayanıyorsa kıdem tazminatı talep edilebilir. Fesih dilekçesinde gerçek nedenin açıkça yazılması ve bu nedeni gösteren belgelerin saklanması hak kaybını önlemek bakımından önemlidir. Haklı nedenle fesih kıdem tazminatı hakkı sağlayabilse de işçinin ihbar tazminatı talep edemeyeceği Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/4339, K. 2021/10269, T. 15.06.2021 kararında belirtilmiştir.
Av. Samet ULUMAN