İşverenin iş kazasındaki sorumluluğu, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması, uygulanmaması veya denetlenmemesi halinde gündeme gelir. İşveren; mesleki riskleri önlemek, gerekli organizasyonu kurmak, çalışanlara eğitim ve talimat vermek, uygun araç ve gereçleri sağlamak, risk değerlendirmesi yapmak ve alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını denetlemekle yükümlüdür. Dışarıdan iş güvenliği uzmanı veya başka bir kuruluştan hizmet alınması, işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz (6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 4 ).
Türk Borçlar Kanunu da işverene, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi alma ve araç-gereçleri eksiksiz bulundurma yükümlülüğü yüklemektedir. İşverenin kanuna veya hizmet sözleşmesine aykırı davranışı işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi ya da kişilik haklarının ihlaliyle sonuçlanırsa doğan zararlar sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan sorumluluk hükümlerine göre tazmin edilir (TBK m. 417 ).
Bu sorumluluk kural olarak kusursuz sorumluluk değildir. Bununla birlikte işverenin kusuru, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, risk değerlendirmesi, işin teknik özellikleri ve bilimsel-teknolojik gelişmeler dikkate alınarak objektifleştirilir. İşverenin sorumluluğu için ihlal edilen yükümlülük ile kaza ve zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Alınması gereken ve teknik olarak uygulanabilir önlemlerin belirlenmesi, hangi önlemlerin alındığının ve kazayı önleyip önleyemeyeceğinin ortaya konulması önem taşır.
İş kazası sonucunda doğan zararlar arasında tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ve ölüm halinde destekten yoksun kalma zararları bulunabilir (TBK m. 53-54 ). Olayın özelliklerine göre maddi ve manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir. Tazminatın kapsamı belirlenirken kusurun ağırlığı, zararın niteliği ve illiyet bağı birlikte değerlendirilir.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri, işverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı davranışı bulunması halinde işverene rücu edilebilir. Rücu sorumluluğu, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlıdır ve işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 21 ).
Cezai sorumluluk şahsidir. Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; ancak şirket adına iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini fiilen yerine getirmekle görevli yönetici, yetkili veya diğer gerçek kişiler, kusurlu eylemleri ve olayla bağlantıları ölçüsünde sorumlu tutulabilir (TCK m. 20 ). İş kazası ölümle sonuçlanmışsa olayın koşullarına göre taksirle öldürme suçu (TCK m. 85 ); yaralanma meydana gelmişse taksirle yaralama suçu (TCK m. 89 ) gündeme gelebilir. Sorumluluk, yalnızca şirket unvanına veya görev sıfatına değil, somut olayda gerçek kişinin sahip olduğu yetki, görev, özen yükümlülüğü ve kusuruna göre belirlenir.
Bu nedenle iş kazası sonrasında risk değerlendirmelerinin güncel tutulması, eğitim ve talimatların belgelenmesi, ekipman kontrollerinin yapılması, denetim süreçlerinin işletilmesi ve tüm kayıtların düzenli biçimde saklanması, hem kazaların önlenmesi hem de işverenin hukuki ve cezai sorumluluğunun doğru belirlenmesi bakımından temel önem taşır.