Güvenlik amacı ve kamera açısının sınırları
Güvenlik kamerası, kural olarak kamera sahibinin kendi taşınmazını ve güvenlik amacıyla gerekli olan alanı görüntülemelidir. Kameranın komşunun avlusunu, balkonunu, konut girişini veya konut içini hedeflemesi; görüntü alanının başka bir açıyla daraltılması mümkünken bu şekilde kullanılması halinde hukuka aykırılık gündeme gelebilir. Değerlendirmede kameranın gerçekten kayıt yapıp yapmadığı, görüntünün niteliği, çekim açısı, güvenlik bakımından zorunluluk ve daha az müdahaleci bir çözümün bulunup bulunmadığı önem taşır.
Kişilik hakkının ihlali
Komşunun özel yaşam alanının sürekli veya gereksiz biçimde izlenmesi, kişilik hakkına saldırı oluşturabilir. Türk Medeni Kanunu m. 24 bu konuda şu düzenlemeyi içerir:
Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.
Bu kapsamda kamera açısının değiştirilmesi, devam eden müdahalenin sona erdirilmesi, hukuka aykırılığın tespiti ve somut olayın koşullarına göre maddi veya manevi tazminat talep edilmesi mümkündür. Türk Medeni Kanunu m. 25, saldırı tehlikesinin önlenmesi ve devam eden saldırıya son verilmesinin yanı sıra tazminat isteme imkanı da tanımaktadır.
Cezai sorumluluk doğabilir mi?
Kamera, komşunun huzur ve sükununu bozma amacıyla ısrarla ve hukuka aykırı biçimde kullanılıyorsa Türk Ceza Kanunu m. 123 kapsamında değerlendirme yapılabilir. Anılan hüküm şöyledir:
Sırf huzur ve sükununu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/1886, K. 2022/5413, T. 07.09.2022 kararında, güvenlik amacıyla kamera yerleştirildiği savunmasının tek başına yeterli olmadığını; kamera açısının ve daha az müdahaleci alternatiflerin araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Karardan aktarılan bölüm şöyledir (alıntı eksiktir):
Tüm bu tespitlerden sonra kameranın bu duvara konulmasının bir zorunluluktan kaynaklanmadığı, yerinin değiştirilmesi ve başka bir yere konulması halinde sorunun çözülebileceği…” şeklindeki tespitler, soruşturma evresinde kolluk görevlilerince düzenlenen 28.10.2014 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı ve dosyada mevcut diğer delillerle ile birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, evinin teras duvarı üzerine, kişisel güvenliğini sağlamak için kon…
Özel hayatın gizliliği ve teknik inceleme
Kamera konutun içini veya kapı açıldığında konutun iç kısmını görebiliyorsa özel hayatın gizliliği bakımından ayrıca ceza soruşturması gündeme gelebilir. Türk Ceza Kanunu m. 134 uyarınca:
Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/8399, K. 2025/3735, T. 14.04.2025 kararında, kamera açısının ve başka bir yerleştirme olanağının keşif yoluyla belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır:
olay yerinde keşif yapılarak yerleştirilen kameralarının açısının tam olarak belirlenmesi, mevcut açılarından başka bir açı ile yerleştirme imkanının bulunup bulunmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Ne yapılabilir?
Öncelikle kamera sahibinden çekim açısının değiştirilmesi ve özel alanı görüntüleyen kayıtların kullanılmaması istenebilir. Kamera, yönü ve görüntü alanı fotoğraf veya video ile; yazışmalar, tanık anlatımları ve varsa kayıt örnekleriyle belgelenmelidir. Müdahale devam ediyorsa somut olayın özelliklerine göre kolluğa veya Cumhuriyet başsavcılığına başvurulabilir. Kamera açısının değiştirilmesi ya da saldırının sona erdirilmesi için hukuk mahkemesinde de başvuru yapılabilir. Başvurunun sonucu, kameranın konumu, kayıt yapıp yapmadığı, görüntünün niteliği ve güvenlik amacıyla gerçekten zorunlu olup olmadığı birlikte değerlendirilerek belirlenir.