Sırf bir memur hakkında ceza davası açılması, kural olarak memuriyetin otomatik olarak sona ermesi sonucunu doğurmaz. Ceza davası ile disiplin süreci birbirinden ayrı yürütülebilir.

Ceza davası ve disiplin süreci ayrıdır

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 131 uyarınca ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanması, disiplin kovuşturmasının yürütülmesine engel değildir. Kanun hükmü şöyledir:

Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktiremez.

Bu nedenle kurum, ceza davasının sonucunu beklemeden disiplin soruşturması yapabilir.

Disiplin cezası ayrıca verilebilir

Fiilin niteliğine göre uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya devlet memurluğundan çıkarma cezası gündeme gelebilir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 125 devlet memurluğundan çıkarmayı şöyle tanımlar:

Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır.

Ancak bu cezanın uygulanabilmesi için yetkili disiplin makamınca usulüne uygun süreç yürütülmeli ve memura isnat edilen fiil disiplin yönünden sabit görülmelidir.

Kesinleşen mahkumiyetin etkisi

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 48, belirli suçlardan mahkum olmamayı ve kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası almamayı memuriyete giriş şartları arasında düzenler. Bu şartlardan biri memuriyet sırasında kaybedilirse, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 98 uyarınca memuriyet sona erebilir. Hükümde, memurluğa alınma şartlarından birinin sonradan kaybedilmesi halinde memurluğun sona ereceği belirtilmiştir.

Sonuç olarak, yalnızca ceza davası açılması memurun otomatik olarak işten çıkarılması anlamına gelmez. Değerlendirme; isnat edilen fiilin niteliğine, disiplin soruşturmasının sonucuna ve varsa kesinleşmiş mahkumiyetin memuriyet şartlarını ortadan kaldırıp kaldırmadığına göre yapılır.