Kural olarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E maddesi kapsamındaki memurluktan çıkarma cezası, kişinin bir daha Devlet memurluğuna atanmamasını ifade eder (657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 125). Ancak çıkarma işlemi idari yargı tarafından iptal edilirse, kişinin göreve dönüşü ve özlük hakları mahkeme kararının hüküm ve gerekçesine göre belirlenir.
İdari yargı yolu
Disiplin cezalarına karşı idari yargıya başvurulabilir (657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 135). Bu nedenle memurluktan çıkarma işleminin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa, işlem süresi içinde iptal davası açılmalıdır. Süre hesabı, işlemin tebliğ tarihi ve somut olayın özelliklerine göre yapılır.
Savunma hakkı ve soruşturma usulü
Memurluktan çıkarma istenen kişi soruşturma evrakını inceleyebilir, tanık dinletilmesini talep edebilir ve disiplin kurulunda yazılı veya sözlü savunma yapabilir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 129 hükmü şöyledir:
Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, (…) soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir.
Bu güvencelerin ihlali, işlemin iptali için hukuki dayanak oluşturabilir.
İptal kararından sonra göreve dönüş
İptal kararı, her durumda kişinin aynı gün ve otomatik olarak görevine başlaması sonucunu doğurmaz. Özellikle işlemin usul eksikliği nedeniyle iptal edildiği durumlarda idare, gerekli usuli güvenceleri sağlayarak yeniden değerlendirme yapabilir. Danıştay 12. Daire, E. 2021/7560, K. 2023/404, T. 08.02.2023 kararında şu sonuca yer vermiştir:
Davacının devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iptali yolundaki Mahkeme kararı, davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayıp, devlet memurluğundan çıkarma cezası hakkında, idare tarafından, davacıya son savunma hakkı tanınarak yeniden bir değerlendirme yapılmasını gerektirmesi nedeniyle, bu aşamada davacının parasal hak kaybının varlığından söz edilemeyeceğinden,
Bu nedenle göreve iade, geçmişe dönük özlük hakları ve parasal haklar, kararın kapsamı ile idarenin tesis edeceği yeni işlemin niteliğine göre değerlendirilir.
Mahkeme kararının uygulanması
İdare, mahkeme kararının gereklerine göre gecikmeksizin işlem yapmak zorundadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 28 hükmü uyarınca bu süre, kararın idareye tebliğinden itibaren hiçbir şekilde otuz günü geçemez. Kararın uygulanmaması halinde ilgili hukuki ve mali başvuru yollarına başvurulabilir.
Sonuç
Memuriyetten çıkarılan kişi, işlemin iptali için süresi içinde idari yargıya başvurabilir. İptal kararı alınması halinde göreve dönüş ve özlük haklarının ödenmesi, kararın hüküm ve gerekçesine göre sağlanır. Bu nedenle yalnızca iptal kararının alınması değil, kararın idare tarafından nasıl uygulandığı da takip edilmelidir.